4 Ocak 2012 Çarşamba

ayakkabılarını hatırlıyorum, içinde ayaklarının olmadığı. kapı açılınca sonuna kadar girmek için dar koridora, ayakkabılık ve portmantoyla sıkıştırılmış. ayakkabılar; biri diğerinden üç santim daha adımlı, diğerinin ucu özlemiş gibi yanaşmış; topuk kısımları ayrı yerlerde. bağcıkları içe saklanmış, yada dışarı kusmuş gibi. kahve deri rengi ve deri beyaz tabanla huzurlu uyum içinde. kahve beyaz leke, süt ve kahve karışımından çnceki gibi. ayaklarınsa odanda masanın altında. biliyorum, hiç onları orada görmesemde, odana girmemişsemde. çıkıp gelirler seni bana getirirler geldiğimde ayakkabılarının içi boşsa bi şekilde ayaklarının seni bana getireceğinden emin, sütlü hahvenin rahatlığındayım. bi dahakine siyah, savaşgan, yabani,başı dik kış botlarını anlatıcam

24 Haziran 2011 Cuma

şimdi,
o kapı varya, altındaki düz sade iki demir kanada ,zafer takı misali çelikten bir yarım çember olmuş alnında güller açtı, hanım eller açtı
o kapı varya, önünde ettiğin sözler, o iki demir kanad söylemiş gibi oldu boşluğa doğru açılıp kapanan, arşın taakına zaferle erişemeyen,
(h)içlikte eriyen

12 Haziran 2011 Pazar

Köklerimi görmüyorum, su, verildiğinde nasıl yer çekimiyle aşağı doğru iniyorsa, toprak onu emiyorsa, bi şekilde kökler ihtiyacı olan suyu alıyorsa; öyle bu olanlar.

24 Şubat 2011 Perşembe



Dünyada ne aradığım sorusu önemsizleşmişti. ö.p.
İçinde bulunduğum hayat yaşamayı hak etmeyecek kadar sıradanlaşmış ve değersizleşmişti. ö.p.
Diğer yandan mutluluğun düşünmekten gelmediğine eminim.ö.p.

16 Şubat 2011 Çarşamba

anlık kalsan sonsuzluk değil zaten
an da hoş kal yeter bana
sonsuzun yalanı değil istediğim anın nefesi

19 Ocak 2011 Çarşamba

biz gelişine hazırız
çok güzel geleceksin bize,
hadi gel
denizi de görürsün hem,
vapur, martılar cabası.
gel arınalım

a. ü.
göz kapakların ne kadar ince
kapattığında bile
yeşili belli oluyor